Yetenek Yönetiminde “Herkesi Tutma” Takıntısı
Kurumlarda yetenek yönetimi konusu kavramı devreye girdiğinde; sanki kurumda çalışan herkes yeri doldurulamaz ender bulunan bir yetenek gibi kabul edilme davranışını desteklemediğimi söylemem mümkündür. Her çalışan kendi içinde özeldir ve elbette yeteneklidir. Buradaki söylemeye çalıştığım asıl şey yeteneği elde tutma konusunun takıntı haline gelmesi.
Kurumlarda yetenek yönetimi konusu kavramı devreye girdiğinde; sanki kurumda çalışan herkes yeri doldurulamaz ender bulunan bir yetenek gibi kabul edilme davranışını desteklemediğimi söylemem mümkündür. Her çalışan kendi içinde özeldir ve elbette yeteneklidir. Buradaki söylemeye çalıştığım asıl şey yeteneği elde tutma konusunun takıntı haline gelmesi.
Kurumun turnover (çalışanların işten ayrılma oranı) oranına bakıldığında, bu oran düşükse kurum hakkında ‘’iyi bir kurum’’ izlenime kapılmak her koşulda doğru mudur? Kurumun turnover oranının düşük olması elbette kötü bir senaryo değil. Fakat kurum büyümüyorsa ve buna rağmen turnover oranı düşükse bu durumda işin rengi elbette biraz değişir. Gelin bu durumu biraz inceleyelim:
- Kuruma yeni personel alım sayısı da çok düşük olduğu için kurum yeni ve güncel bakış açılı yeteneklerden mahrum kalır.
- Yeni ve güncel fikirlerden daha uzak kalmanın sonucunda ise; rakiplerinden geride kalma tehdidiyle karşı karşıya kalabilir.
Yeteneği doğru ya da yanlış olarak ayırma kısmı tartışmaya açık bir konudur. Fakat kurumun stratejileriyle örtüşen yetenek ve kurumun stratejileriyle örtüşmeyen yetenek olarak bahsetmek mümkündür. Kurum kültürüne uyum sağlamayan bir yeteneği elde tutmak maalesef kazanç sağlamayacaktır. Aksine diğer çalışanlar için de motivasyon kaybına sebep olur. Aynı şekilde farklı bir kurumda daha faydalı olabilecek bir çalışanı ‘’yeteneği elde tutmak’’ göstergesiyle kurumda kalmasını sağlamak maalesef çift taraflı ölü yatırım olacaktır.
Günümüze baktığımızda özellikle uzman pozisyonunda çalışan ve uzman olarak yeni terfi eden çalışanların birçoğunun Z Kuşağından olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle Z Kuşağı iş hayatında kendinden önceki nesillerden çok daha stratejik yaklaşımlar benimsemektedir ve aksiyonlarını bu doğrultuda almaktadır. Bu doğrultuda 1-2 ya da maksimum 3 yılda bir olacak periyotlarda iş değişikliği yaptıklarını söylemek mümkündür.
Sonuç olarak;
Her değişim olumsuz değildir. Her ayrılık sonrası olumsuz çıktılar elde edilmez. Her giden çalışan kurumunuzda edindiği vizyon ile başka bir kuruma katkı sağlarken, yeni gelen çalışan ise kuruma yeni bir vizyon kazandırır. Değişimden korkmadan süreci akışında yaşantılamak ve enerjiyi kurumun stratejileriyle örtüşen yetenekleri keşfetmek için kullanmak çok yerinde olacaktır.